Üner'den Sitemli Paylaşım

Üner'den Sitemli Paylaşım

MÜBADİLLER KAÇA AYRILIR?

KARDEF Genel Sekreteri Akın Üner'in sosyal medyadan yaptığı "mübadiller kaça ayrılır" başlıklı yazı, büyük yankı uyandırdı.

Derneklere üye olmayanları ya da üye olduğu halde kişisel amaçlara alet edenleri mizahi bir dille eleştiren Üner'e büyük destek yağdı. Özellikle derneklerde görev yapanların tebrik mesajları ve paylaşımlar ile destek verdiği çarpıcı yazıda, kültürlerine uzak kalanları Fransızlara, aidat vermemek için derneklerden uzak duranları İskoçyalılara, camiayı bölenler ise İrlandalılara benzetiliyor.

İşte o yazı:

MÜBADİLLER KAÇA AYRILIR?

Efendim, illa bizi katogorize edecekseniz geldiğimiz yörelere göre, Kayalarlılar - Sarışabanlılar - Selanikliler - Dramalılar gibi isimlendirebilirsiniz. Yörükler, Pomaklar, Patroitler gibi de gruplandırmak mümkündür.Ama bunların dışında bir başka gruplandırma daha da vardır ki o da hemşehri derneklerine yaklaşımlarına göre yapılabilir...Mesela, "Fransız Mübadiller" vardır... Bunlar derneklere ve kendi kültürlerine tamamen Fransız kalanlardan oluşur. Atalarının nereden geldiklerini, neler yaşadıklarını filan bilmedikleri gibi onlar adına canını dişine takmış mücadele eden derneklerin varlıklardan bile haberdar değillerdir.Derneklerin varlıklarını bilen ancak cimriliklerinden dolayı derneklere bir kuruş para vermemek için kapılarının önünden bile geçmeyenler ise "İskoçyalı Mübadiller" olarak bilinir. Bunlar çok sıkıştıklarında "ben mübadillikten istifa ettim" diye kestirip atarlar.İskoçyalılar'dan daha zararlı bir başka grup ise, ettikleri cimrilik bir yana, hemşehrilerine ihanet edenlerdir. Bunlar bir kuruş para vermezler, derneklere üye olmazlar, olsalar da aidat vermezler, ama bir yandan da camianın bölünüp parçalanması için çırpınıp dururlar. Yönetimleri kıyasıya eleştirmekten, faaliyetleri kıskanmaktan, sağda solda gıybet etmekten geri durmazlar. Biz bunlara kısaca "İrlandalı Mübadiller" diyoruz.Bir de sadece siyaset vakti görünüp daha sonra birkaç sene ortalıktan kaybolan, sonra seçimlere üç ay kala gene arzı endam edenler var... Bunlar sandık kokusunu alınca hemşehrilerini aniden hatırlayan gruptakilerdir. Bu menfaatçiler, "Yahudi Mübadiller" olarak literatüre geçmişlerdir.Mübadiller arasında iyi niyetli ve derneklere gönül vermiş olanlar da vardır. Bunların içinde önemli bir bölümü, "Biz bir araya gelsek Roma İmparatorunu tayin ederiz" sloganı etrafında toplanan "Sicilyalı Mübadiller" olarak bilinirler. Bu gruptakiler, komşu dernekte toplanan "Sardunyalı Mübadiller" ile pek anlaşamazlar. Tek kusurları, kendi adaları dışında bir dünya olduğunu pek bilmemeleridir.Az bilinen, ama esasında sayıları çok kalabalık olan bir başka grup ise "Brezilyalı mübadiller" olarak bilinir. Onlara bu ismin verilmesinin sebebi, tıpkı Amazon Irmağında yaşayan balıklar gibi "tatlı su mübadili" olmalarıdır. Bu gruptakiler, derneklerin farkındadır ama bu cemiyetlerin kendi kendine ayakta kaldıklarını zanneder. Kötü niyetli değillerdir, ama hiçbirinin aklına derneklerine bir kuruş katkı vermek, üye olmak ya da etkinliklerine katılmak gelmez. Sadece çocuklarına iş ararken, bir tayin işi olduğunda ya da belediyede bir tanıdık lazım olduğunda mübadil olduklarını anımsarlar ve dernek yöneticilerine gidip "hemşehrim sana bir işim düştü" demeye başlarlar. Derneklere üye olup da bunu kişisel etiket için kullananlar da vardır. Bunlar üye olmakla yetinmez, hızla yönetim kademelerinde tırmanmak ister. Dernek çalışmalarına mecbur kalmadıkları sürece maddi katkı sağlamayan bu şahıslar, etkinlerde protokol sıralarından yer kapma ve eğer becerebilirlerse mikrofonların önünde konuşmaya bayılırlar. Gazetelere bolca demeç veren bu gruptakiler, ilk seçimlerde aday olabilmeyi hayal ederler. Bu hinliklerinden dolayı biz onlara kısaca "İngiliz Mübadiller" deriz.Bir de bunun tam tersi olanlar var... Dernek için varlarını yoklarını verirler. Vakitlerini dernek için harcar, derneğin bekçiliğini yapar, elektrik faturasını görür görmez öder, aidatını hiç aksatmaz ve elinden geldiği kadar yeni üye bulmaya çalışır. Dernek yönetiminde hiç bir görev talep etmeyen, hatta İngilizler tarafından biraz da horlanan ama köle gibi çalışmaktan geri durmayan bu dernek emekçileri, "Nijeryalı Mübadiller" olarak kayıtlara geçmiştir.Derneklere tepeden bakan, ellerindeki siyasi ya da ekonomik güçle derneklere yön vermeye kalkan ve bu amaçla dernek yönetimlerine kendi adamlarını yerleştirmeye gayret eden tipler de var tabii... Bunlar, vakti saati geldiğinde kendi kişisel hedefleri uğruna dernekleri kullanmayı planlayan kimselerdir. Bu şahıslar, halk arasında "Amerikalı Mübadiller" olarak bilinirler.Mübadil camiası için çok çalışan, emek gösteren, disiplinli biçimde derneğin gelişmesi için gayret eden, cemiyetçiliğin tüm teknik yönlerini ve mevzuatını bilenleri de unutmamak lazım. Bu gruptakiler, bazıları tarafından "Alman Mübadiller" olarak adlandırılsa da onlar genellikle camia tarafından iyi anlaşılamamaktan şikayet ederler ve kendilerini "Japon Mübadiller" olarak adlandırırlar.Peki mübadillerin hiç mi ortak yanı yok diye sorarsanız...Elbette var...Biz mübadiller, hemşehrimiz Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözüne candan bağlıyız. İstisnasız hepimiz Türk kimliğimizle gurur duyarız...