Minnet ve Saygıyla.... Sonsuza Dek...



MUSTAFA KEMAL’DEN ATATÜRK’E
Mustafa Kemal’den Atatürk’e, 1881’de Selanik’te başlayan 10 Kasım 1938’de İstanbul’da tamamlanan acılar, sıkıntılar, yokluklar içinde halkın içinde, Mehmetçikle aynı siperde, cephelerde geçmiş büyük bir mücadele, kavganın kısaca ve mucizelerle dolu 5 bin kitapla  taçlandırılmış olağanüstü yaşamın adıdır.
Tarih 13 Temmuz 1878…İmzalanan Berlin Antlaşması ve ortama hâkim olan boş umutlar ve hayaller. Evet, barış adına yaşanan sadece hayaldir. Çünkü Berlin, çözümün değil çözümsüzlüğün anlaşması olur Herkesin barış için umutlandığı bir ortamda Tüm Balkanlar, yeniden, hem de eskisinden daha da yoğun bir şekilde, çetelerin yarattığı ateş çemberinde kavrulmaktadır. Ancak suçlu her zaman olduğu gibi batının özgürlük savaşçısı olarak gördüğü çete üyeleri değil, Osmanlı yönetimi ile bölgede yaşayan Müslümanlar yani Türklerdir. İşte bu tür sorunların yaşandığı bir dönemde; 1881’de, herkesin gözünün olduğu Selanik’te Mustafa Kemal Atatürk dünyaya gelir.1885’de Şarki Rumeli’nin Sofya tarafından ilhakı yeni sorunların başlangıcı olur. Bu sefer ateş topu Makedonya’ya düşer. Selanik başta olmak üzere tüm Makedonya çetelerin saldırılarıyla sarsılır. Selanik sokakları kan gölüne döner. Yakalanan çete üyeleri batı başkentlerinden gelen baskı sonucu bir bir serbest bırakılır. Bu arada Girit’ten de ayrılık sesleri gelir. Tüm bu gelişmeler, Türklerde, ulusal duygu, bilinç ve var olma mücadelesini en üst düzeye çıkarır. Aynı duygularla Mustafa Kemal de 1896’da Selanik’te Rüştiyeyi bitirmiş ve Manastır Askeri İdadisi’ne başlamıştır.Ayrılık seslerinin en üst seviyeye çıktığı 1907’de Mustafa Kemal bu kez kıdemli yüzbaşı yani Kolağası olarak Manastır’dadır. Orada görev yapan askerler gibi onun da düşüncesi, ülkenin Rumeli topraklarının elden kayıp gitmesine engel olmaktır. Hayatı, tüm subayların olduğu gibi dağlarda, çeteleri kovalamakla geçmektedir. Ancak çabalar boşunadır… Libya’da görev yaptığı bir dönemde ortaya çıkan Balkan Savaşı ile birlikte Rumeli elden çıkmıştır.Rumeli’nin kaybının, tüm ulusta olduğu üzere Mustafa Kemal’de de çok büyük etkisi olur. Vatan kavramının önemi ve vatanın ne demek olduğunun farkına varılır. Çanakkale’de ise bu duygular en üst düzeye çıkar. Balkanları kaybeden Türk ulusu ve Mustafa Kemal, elde kalan Anadolu’yu korumak için canla başla mücadele eder ve düşmanın Çanakkale Boğazı’ndan geçmesine izin vermez. Ancak 1915’te tasını tarağını toplayarak kaçan düşman 1918’de bu kez savaşmadan İstanbul’a; boğaza demir atar.“Geldikleri gibi giderler”. İstanbul’a dönen Mustafa Kemal’ın, düşman gemilerini gördüğünde dudaklarından bu sözcükler dökülür. Aslında sadece dökülmekle de kalmaz. Bu amacı gerçekleştirmek için 19 Mayıs 1919’da İstanbul’u terk edip Samsun üzerinden Anadolu’ya, ulusun bağrına döner. Daha önce 1878-1886 yılları arasında Rus ve Bulgar işgaline karşı Rodoplarda, gerçekleştirilen direnişin bir örneğini ve daha büyüğünü Anadolu’da oluşturur. İngiltere ve Fransa’nın desteklediği Yunan Ordusu’nun işgaline karşı Türk Ulusunu harekete geçirir. Bir taraftan topladığı kongrelerle direnişin siyasi altyapısını oluştururken, diğer taraftan da meydana getirdiği düzenli ordu ile silahlı mücadelenin temellerini atar. Bu arada Yunan Ordusunun daha az kuvvetle Anadolu’ya geçmesini sağlamak için, Bulgaristan’daki ve Batı Trakya’daki Türklerle, Arnavutluk’taki Müslümanlardan gerilla güçleri oluşturur.23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’ni açan Mustafa Kemal, ulusundan aldığı güçle, 30 Ağustos 1922’de düşmana son darbeyi vurmak için saldırı başlatır. Türk Ordusunun dâhiyane bir planla, Yıldırım hızıyla gerçekleştirdiği saldırı, 9 Eylül 1922’de İzmir’de düşmanın denize dökülmesiyle son bulur.29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kuran, Türk diline ve kimliğine büyük önem veren Mustafa Kemal Atatürk, modern Türkiye’nin temellerini atar. Düşmanlarının bile saygıyla andığı, büyük bir övgü ile bahsettiği bu ünlü Türk, 10 Kasım 1938’de de sonsuzluğa göç eder.